26 Aralık 2012 Çarşamba

Göktürk-2’yi Yapanlar Gercekten Tasfiye mi Edildi?



Eski bir TÜBİTAK çalışanı anlatıyor: Göktürk-2’yi yapanlar nasıl tasfiye edildi?

Eski bir TÜBİTAK Uzay çalışanı Göktürk-2 uydusunun yapım sürecini en başından itibaren soL’a anlattı.

AKP iktidarı ODTÜ’de yaşananlarla ilgili öğrenci ve akademisyenleri suçlamaya devam ederken, bir yandan da yaşanan olayları Göktürk-2 uydusunun uzaya fırlatılmasına karşı bir tepki gibi göstermeye çalışıyor. Erdoğan ve partisi, ODTÜ’lü öğrenci ve akademisyenleri Göktürk-2’nin fırlatılmasından “heyecan duymamakla” eleştirse de, eski bir TÜBİTAK Uzay çalışanının soL’a anlattıkları, uydunun “AKP rejimine rağmen”, çalışanların iş ahlakı ve fedakarlığı sayesinde yapılabildiğini gösteriyor.
İşte malum sebeplerle ismini vermek istemeyen eski bir TÜBİTAK Uzay çalışanının, Göktürk-2’nin yapım süreciyle ilgili anlattıkları…

Çalışmalar 1998'de başladı1998 yılında o zamanki adı TÜBİTAK BİLTEN’de küçük bir ekiple (iki kişi) başladı Türkiye’nin kendi yer gözlem uydusu yapma projesi.


Çeşitli çalışmalar ve sözleşmeler sonucunda 2001 yılında BİLSAT uydusu için önce 8 kişi İngiltere’ye SSTL firmasına gitti teknoloji transferi yapmak ve ülkemize bir yer gözlem uydusu yapılmasına eşlik etmek ve bu sırada bu süreci öğrenip kendi başımıza uydu yapabilme yeteneğini kazanmak için. Uydu konusunun çeşitli alanları ile ilgili master yapmak için gidenleri, çeşitli aşamaları için gidenler de (üretim, testler, tasarım vs) katıldığında 20 kişi civarında kişi uydu konusunda çeşitli yeteneklere sahip oldu. BİLSAT uydusu yapılırken bir yandan da işin daha iyi öğrenilmesi için mühendislik modeli denen birebir eşleniği olan bir uydu daha yapıldı oraya giden ekip tarafından. Bu arada uçacak olan uyduya da ilk yerli modüller olan Gerçek Zamanlı Görüntü İşleyen (GEZGİN) ve Çok Bantlı Kamera (ÇOBAN) Modülleri ülkemizde geliştirildi ve testleri yapıldı TÜBİTAK BİLTEN de proje kapsamında kurulan tesislerde. GEZGİN ve ÇOBAN 2003 yılında BİLSAT ile birlikte uzaya gitti ve ilk yerli malı modüller olarak görev yaptılar başarı ile. Bu konuda atılmış çok önemli bir adımdı.


BİLSAT’tan öğrenilenler RASAT’ta uygulandıBİLSAT’tan edinilen tecrübe ile 2004 yılında RASAT uydusunun yapılması için proje çalışmaları başladı. Devlet Planlama Teşkilatı’ndan alınan bütçe ile başlanan proje aşamaları çok zorlu geçti. Aramıza yeni katılan arkadaşlarla birlikte BİLSAT’tan öğrenilenleri daha da geliştirerek RASAT’ı yapmaya başladık. Bu arada aramızdan ayrılanlar da oldu, ama kalanlar kendilerini daha da geliştirerek ve çoğalarak çalışmaya inatla devam ettik.

Bu süreç içinde TÜBİTAK yönetimi değişti. Enstitü yönetimi zor da olsa yeni TÜBİTAK yönetimine kendimizi ve projeyi anlattı. Başka projelerde sekteler oldu ama bir şekilde RASAT projesi yoluna devam edebildi. Uydu yapma süreci çok zorlu bir süreç ve bunun sağlam bir deneyim gerektirdiğinin farkındaydık. Ama bu kadar zorlanacağımızı düşünmüyorduk. Bu arada 2007 yılında RASAT’ın yanına birde GÖKTÜRK2 projesi geldi. GÖKTÜRK2 Projesini TUSAŞ ile birlikte yapmaya başlamıştık. RASAT’tan daha duyarlı kameraya sahip olacak yeni ve daha kapsamlı bir uydu. RASAT’tan edindiğimiz tüm deneyimleri GÖKTÜRK2’de uygulamaya başladık. GÖKTÜRK2 projesi ile aramıza katılan onlarca yeni arkadaş ile…
Enstitünün adının değiştiğini bordrolarımızdan öğrendik
Tarihini tam anımsamadığım bir ara enstitümüzün adının TÜBİTAK UZAY (Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü) olarak değiştiğini bordrolarımızdan öğrendik. Artık yoğun olarak uydu ve uzay çalışmaları yapmamız bekleniyordu. Ama birçok başarılı proje yapılmaya devam etti. Bunlardan bazıları BALİSTİKA, ülkemiz için oldukça önemli çeşitli enerji projeleri vs. Merak edenler TÜBİTAK UZAY web sayfasını ziyaret edebilirler.
RASAT fırlatılırken TÜBİTAK Başkanı bile orada değildi
Sonuçta her aşamadaki yöneticisi, araştırmacısı, satın almacısı, depocusu, teknisyeni, taşıyıcısı olarak çok büyük deneyimler kazandık ve 2011 yılı Ağustos ayında RASAT uzaya fırlatıldı ve başarılı bir şekilde çalışmaya başladı. Ancak 18 Aralık’ta olduğu gibi bir tören vesaire olmadı. Oysaki ülkemizin ilk yer gözlem uydusunu yapmıştık ve fırlatacaktık. Bırakın devlet protokolünü, TÜBİTAK Başkanı bile orada değildi. Gerçi fırlatma ve ilk sinyal haberini alıp gelmişti ve kutlamıştı ekibi.
Sonradan anlaşıldı durum… Yaklaşık iki hafta sonra, bir Resmi Gazete’de yanlış anımsamıyorsam, Tarım Bakanlığı ile ilgili yayımlanan bir genelgeye yapılan ekle görevden alındı.
Yeni TÜBİTAK yönetimi de RASAT'a ilgi göstermedi. Hatta kötülemelerine ve eleştirmelerine rağmen sonrasında başarısının üzerine yattılar. Bir süre sonra huzursuzluklar başladı. Enstitü yönetimi sürekli toplantılara gidiyordu ve anlayamadığımız bir gerginlik peydah olmuştu UZAY’a ve diğer enstitülere yönelik.
Ancak işimize gücümüze devam etmeye çalışıyorduk her şeye rağmen. RASAT başarı ile fırlatılmıştı ve görüntü almaya başlamıştık, ama GÖKTÜRK2’nin son işleri de bizleri bekliyordu. Bir yandan RASAT’ın uçuş modelini yapmıştık diğer yandan GÖKTÜRK2’nin mühendislik modeli ve entegrasyonunu…
Üretimler testler derken GÖKTÜRK2 de kanlı ve canlı olarak ortaya çıkmıştı RASAT’tan edinilen paha biçilmez deneyimle. Nerdeyse tüm uçuş modellerinin üretimi ve testleri bitmiş, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş’de (TUSAŞ) uçuş modelinin entegrasyonu başlamıştı çoktan.
Enstitüde kıyım…
2011 yılı Kasım ayının ilk günlerinde gerçek bir şok yaşadık. Aralarında 3 müdür yardımcısı ve bir çalışanın olduğu 4 kişi için TÜBİTAK'ın Ankara içi ve dışındaki çeşitli birimlerine geçici görevlendirmeler geldi.
Tam bir şoktu. Ne yapacağımızı bilemedik.
Görevlendirilen arkadaşlar geçici görev yerlerine gitti. Bu arada Enstitü Müdürü de yönetime bir dilekçe vererek müdürlük görevinden istifa ettiğini bildirdi.
Ne gelen vardı ne giden…
Korku ve sindirme operasyonu başlatıldı
Geçici görevlendirilen arkadaşlarımız ve müdürümüz günlerini 10-20 yıldır biriken eşyalarını toplamakla geçirdi. Bayram sonrası geçici görev yerlerine gittiler. TÜBİTAK ve bağlı enstitüleri benzer şekilde çalkalanıyordu. Çalışılan konulardan tamamen uzak, uzmanlık alanları çok farklı yeni yöneticiler gelmişti.
Özellikle SAGE ve UZAY Enstitülerinin kapatılacağı, taşınacağı, temizleneceği, küçüleceği söylentileri dolaşmaya başladı. TÜBİTAK’ın hemen her yerinden benzer söylentiler geliyordu. Her birimden birçok kişinin çeşitli alakasız birimlere geçici olarak görevlendirmeleri yapıldı.
Görevleri ve yetkileri belirsiz şahıslar, yıllardır çalışan kişiler ve işlerinden ve görevlerinden bağımsız olarak hedef aldıkları kişiler hakkında olabildiğince olumsuz bilgiler toplamak için mülakatlar yapmaya başladılar. Ellerinde listelerin olduğunu, bu kişileri oralarda barındırmayacaklarını açık açık, tehditkar bir şekilde söylediler. Bir korku ve sindirme operasyonu idi bu. Benzer olayların hemen tüm birimlerde olduğuna ilişkin haberler geldi. İnsanlar yavaş yavaş ayrılmaya, yeni işler aramaya başladılar. Görevlendirmeden dönenlere ve başka arkadaşlara artık onlarla çalışmak istenmediği, kendi rızaları ile ayrılmazlarsa yeni görevlendirmeler yapılacağı söylendi. Yeni yöneticiler bunun kendilerinin değil Başkanlığın kararı olduğunu, kendilerinin elinde olan bir şey olmadığını söyleyip sıyrıldılar.
Sonuçta yıllardır SAGE ve UZAY da çalışan birçok kişi zorlamalarla, baskılarla çok sevdikleri işlerinden ayrılmak zorunda kaldılar. Ama kimse işten atılmış değildi!
Güncel olduğu için değinilmesi gerekirse RASAT ve GÖKTÜRK2 projelerine çok büyük katkısı ve emeği olan her kademeden birçok kişi (30 olduğu söyleniyor) severek yaptıkları işlerinden çeşitli zorlamalarla ayrılmak zorunda kaldılar. Ama ayrılmadan önce büyük bir özveri ve iş ahlakı ile işlerini sonuçlandırıp teslim ettiler. Bu insanlar ayrılırken zaten GÖKTÜRK2 projesinin neredeyse sonuna gelinmişti ve işin büyük kısmı TUSAŞ’ta yapılıyordu. Sadece tüm sistem seviyesinde testler ve fırlatma kalmıştı. Buradan da anlaşılması gerekir uydu yapmanın ne kadar zorlu bir süreç olduğu…
Bir birikim heba edildi
Şu an çeşitli projelerde yıllarca başarılı şekilde çalışmış ve büyük bir bilgi birikimi olan 80’e yakın kişi TÜBİTAK UZAY’da çalışmıyor artık. Bu kadar büyük ve tırmalanarak edinilmiş olan bilgi ve becerinin çoğu kaybedildi.
Her şeye rağmen GÖKTÜRK2 büyük bir törenle başarı ile fırlatıldı ve görüntü almaya başladı. Bu süreci herkes çok yakından izledi. Söyleyecek çok bir şey yok. Sahiplenenlerin çoğu ne yapıldığının ve işin büyüklüğünün hâlâ farkında değil.
Şimdi orada olamayan, anılmayan ve unutturulmaya çalışılan bizler, bu başarının gerçekleşmesine verdiğimiz emek ve katkının bilincinde olarak çok mutluyuz. Çünkü emek verdiğimiz ve büyük oranda katkımız olan RASAT ve GÖKTÜRK2 uyduları başarı ile görevlerinin başındalar. Üstelik çoğumuz da ODTÜ’lüyüz.
Eski bir TÜBİTAK Uzay (eski adıyla TÜBİTAK Bilten) çalışanı

Hiç yorum yok: