26 Şubat 2014 Çarşamba

MİT-PKK görüşmesi, kayıp altınlar ve soru işaretleri.?

MİT-PKK görüşmesi, kayıp altınlar ve soru işaretleri.???


Babasının İsviçre’de bir bankaya yatırdığı 6 ton altının peşine düşen Sait Ali Bayrak, son günlerde gündemi oldukça meşgul ediyor. Aynı zamanda Barış Elçisi olduğunu iddia eden Bayrak, altınların nereden geldiğini açıklamıyor. Elazığlı Heylani Kebir aşiretinin reisi olan gizemli Sait Ali Bayrak’ı araştırdığımızda MİT-PKK görüşmelerine kadar uzanan ilginç bilgilere ulaşıyoruz.
Herşeyden önce Bayrak’ın bu kadar altını nereden bulduğunu anlamak güç. Babasının bu serveti ticaret yaparak kazandığını söylüyor ancak 2 milyar tutarında tam 6 ton altından bahsediyoruz. Pek de çalışarak kazanılacak bir paraya benzemiyor. Altınları bulunduğu İsviçre Bankası Credit Suisse’nin basın sözcüsü Monica Sasha konu ile ilgili “Uzun süreden beri süren bir sorun var. Biraz hileli bir durum var. Daha fazla bilgi veremem” açıklamasını yapıyor.
Önce altınların kaçırılma hikayesine gidelim. Sait Ali Bayrak’ın babası Hasan Ali Bayrak, askerin 12 Eylül’de darbe yapacağını önceden öğrenmiş ve altınlarını yurt dışına kaçırmaya karar vermiştir. Arkadaşı ile birlikte 6 ton altını İsviçre’ye yatıran Hasan Ali Bayrak, askerin yaptığı darbeden de etkilenmemiştir. Çünkü birçok aileye ucu dokunan darbe sonrası askerler Hasan Ali Bayrak’a ilginç bir şekilde dokunmamıştır.
Sait Ali Bayrak’ın ilginç hikayesini araştırırken bir bilgiye daha ulaştık. Bayrak, AKP hükümetinin başlattığı Kürt açılımında “Barış elçisi” olarak görevlendirilmiş. Bayrak, Aksiyon dergisine yaptığı açıklamada PKK ile Norveç’in başkenti Oslo’da görüşmelere başlanacağını söylüyor. Bayrak’ın bu açıklamayı 2009 yılında yapması enteresan.
Bu durumda gizli olduğu söylenen ve medyaya sızan MİT-PKK görüşmelerinin aslında 2009 yılında bilindiği ortaya çıkıyor. Açıklamanın Gülen Hareketi’ne yakın Feza Yayıncılık’a ait Aksiyon dergisine yapılması da ilginç. Bu bilgiler ışığında anlaşılıyor ki ses kaydı sızdırılmadan iki yıl önce görüşmelerin ayrıntıları zaten biliniyormuş.
PKK ile görüşmelerde Barış Elçiliği, Oslo, 6 ton altın, hileli durum, 12 Eylül, Aksiyon dergisi, Fettullah Gülen… Bu hikaye adeta tek sonucu olan çok bilinmeyenli bir denklemi andırıyor.

25 Şubat 2014 Salı

24 Şubat 2014 Pazartesi

VATANI ICIN, BAYRAGI ICIN OLUMU GOZE ALMAYANLARIN, ALDIKLARI NEFESIN, YASADIKLARI ANIN HUKMU YOKTUR.!

BU DURUMUN ARTIK DEVAM ETMEYECEGI, BUYUK BIR OPERASYONUN , DEVLETIN HAS EVLATLARI TARAFINDAN YAPILACAK, OHAL VE SIKIYONETIM GEREKTIREN BIR HAREKATIN KACINILMAZ OLDUGUNUN IFADESIDIR.


TERORIST POSTUNA BURUNMUS VATAN HAINI KAHPELER MECLIS KURSUSUNDE OZERKLIK ILAN EDECEGIZ DERKEN, PIS AGIZLARIYLA TURK MILLETINE, TURK DEVLETINE KIN KUSARKEN, VATAN SATMAYI IBADET GOREN IHANET HUKUMETI HALA NEFES ALIYORSA, TUSIAD-MUSIAD IN KAN EMICILERI HERGUN DOMUZLAR GIBI SEMIRILIP MILLETIM KOLELESTIRILIRKEN, BOP ADI ALTINDA VATAN PARCALANIYORSA.

 TAKKELI TAKKESIZ SEYTANLAR ELLERINI KOLLARINI SALLAYIP DIN ADI ALTINDA HER TURLU SAPIKLIGI ANAYASAYA DAHI KOYUYORSA.  DALALET VE IHANET ICERISINDEKI MECLIS, HACLI DUACISI TAYYITIN, NEMRUT SAVCILARI, HAKIMLERI, EMNIYET MUDURLERI, KOMUTANLARI SUS PUS OLMUS SEYREDERKEN, GOZUNU SECIME DIKMIS, MILLETIN COLUGUYLA COCUGUYLA NAMUSUYLA SEREFIYLE OYNAMAYA ALISMIS BU SOYSUZ PONTUS-TASNAK PICLERINI SUSTURACAK BIR KIMSENIN CIKMAMASI BU DURUMUN ARTIK DEVAM ETMEYECEGI, BUYUK BIR OPERASYONUN , DEVLETIN HAS EVLATLARI TARAFINDAN YAPILACAK, OHAL VE SIKIYONETIM GEREKTIREN BIR HAREKATIN KACINILMAZ OLDUGUNUN IFADESIDIR. TESKILATI MAHSUSA GRUBU ADINA, Hakan Haktan KOCALAN
KLASIK TABIRIYLE MAC BITMIS, INTIKALAR OYNANMAKTADIR.!

FETO-TAYYIT CATISMASI YALANLARI..!

FETO-TAYYIT CATISMASI YALANLARI..! IHANET HUKUMETI VE BAS HAIN TAYYITIN KARSISINDA, 7 Basli Ihanet Yilanin En Tehlikeli Basini, Takkeli Seytanlari ve Onlarin Kopekligini Yaptigi Siyon-Ingiliz SAHIPLERINI Iyi Gostermek, Cehalete Mahkum Edilmislerin Gozunde Cemaat Denen Vatan Haini Orgutu KAHRAMAN yapma Cabasinda Baska Birsey Degildir!


Söylentilere göre, Cemaat Mart sonuna doğru Tayyoya 'Altın Vuruş' yapacakmış..Baslikla Yapilan Haberler, IHANET HUKUMETININ VE BAS HAINI TAYYITIN KARSISINDA, 7 Basli Ihanet Yilanin En Tehlikeli Basini, Takkeli Seytanlari ve Onlarin Kopekligini Yaptigi Siyon-Ingiliz SAHIPLERINI Iyi Gostermek, Cehalete Mahkum Edilmislerin Gozunde Cemaat Denen Vatan Haini Orgutu KAHRAMAN yapma Cabasinda Baska Birsey Degildir. BIR BENZERI OLAY, Cok Yakin Zamanda Yasanmadi mi? Kan Emici Tusiad Patronlarini, Haim naum Tohumu Koc Ailesini Gezi Olaylarinda OTEL mevzusu ile VATANSEVER, KEMALIST HATTA UTANMADAN KAHRAMAN ILAN EDILMEYE CALISILMADI MI?

“Onlara ister bağışlanma dile, ister dileme, farketmez. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah’ı ve Rasulünü inkâr etmesinden ötürüdür. Allah fasıklar güruhuna hidayet vermez” (Tevbe (9) 80)
“EY İNANANLAR! MÜMİNLERİ BIRAKIP DA KÂFİRLERİ DOST EDİNMEYİN!” (NİSÂ: 144)

İngiliz Casusunun İtirafları; İngilizlerin islam düşmanlığı aslında insan düşmanlığı


İngiliz Casusunun İtirafları; İngilizlerin islam düşmanlığı aslında insan düşmanlığı hakkında yazılmış güzel bir kitap. Müslümanları savaşlarla yenemeyen ingilizler ve benzerleri müslümanları içten yıkmıştır. şunu da belirtmekte yara varki bizde onlara yardımcı olmuşuz bu konu. Osmanlının yükseliş devrinde de bir çok giriş olmuşsa da bunu becerememişlerdir. Dunyaya demokrasi ve insan hakları dersi vermeye çalışan ingilizlerin iç yüzü bu kitap da görünüyor.

İngiliz casusu Hempher diyor ki:Devletimiz, Hindistan, Çin ve Ortadoğu’daki sömürgelerini idaremizin altına alabilmek için çok faal ve başarılı bir politika tatbik ediyor. Burada iki şey mühimdir:
1- Elimize geçmiş yerleri elimizde tutmaya çalışmak,
2- Elimize geçmemiş yerleri ele geçirmeye çalışmak.
Sömürgeler bakanlığı, bu iki vazifeyi ifa etmek üzere, bu devletlerin her biri için, birer komisyon teşkil etmiştir. Vazifeye başlayınca, bakan bana itimat etti ve Doğu Hindistan şirketinde bir vazife verdi. Bu, görünüşte bir ticaret şirketi idi. Fakat asıl vazifesi, Hindistan’ın büyük ve geniş topraklarına hakim olmanın yollarını araştırmaktı.

Hükümetimizin, Hindistan için hiç endişesi yoktu. Zira Hindistan, değişik milletlere, ayrı dillere ve zıt çıkarlara sahip bir ülkeydi. Çin’den de pek korkumuz yoktu. Çünkü, Çin’e hakim olan Budizm ve Konfüçyüs dinlerinin canlanmasından korkulmuyordu. Zira bunlar, hayatla hiç alakalanmayan, iki ölü din idi. Binaenaleyh, bu iki ülke halkında vatan sevgisinin olması, çok uzak bir şeydi. Bu iki ülke, biz İngiltere hükümetini rahatsız etmiyordu. Fakat, ilerde olabilecek hadiseleri de gözümüzden uzak tutmuyorduk. Binaenaleyh, bu ülkelerde tefrika, cehalet ve fakirlik, hatta sari hastalıkları yaymak için, uzun vadeli planlar yapıyorduk. Bu iki ülke halkının âdetlerini taklit ederek, niyetlerimizi rahatça gizleyebiliyorduk.
İslam memleketleri son derece rahatımızı bozuyordu. Hepsi de, lehimize olmak üzere, Hasta Adamla [Osmanlı devleti ile] bir kaç anlaşma yapmıştık.

MAHSUSA’NIN KADERI, Istiklal Yolunda, Türkün Dirilis SAVASINDA


Bu Gunden bu andan Ititbaren, Gerekli gordugumuz Heryere, Her Makama, Her Vatan Haini, Halk Dusmani, Kan Emici Mahlukata Mudahele etmek, IHANETI VATANIYE Kanunu Koyup Uygulamak, BU UGURDA SONUNA YANI ISTIKLALE KADAR SAVASMAK MAHSUSA’NIN KADERI, 3000 Yillik Türkün Toresine, Ceddine, Milletine Karsi Vazifesi, Borulere Budunlara ETTIGI YEMINDIR. Vallahu Galibun Ala Emrihi Diyerek Ciktigimiz Bu Istiklal Yolunda, Türkün Dirilis SAVASINDA GAZAMIZ MUBAREK, Hak Erenler Yar ve Yardimcimiz, Kilicimiz Daim Keskin Olsun(insallah).

22 Şubat 2014 Cumartesi

Balkan Savaşlarında Bulgar komitacıların Türk soydaşlarımızı idam ettiği resimdir... Paylaşarak herkesin gerçekleri bilmesini sağlayalım...

Bu resim bazı yobaz sayfalarda hatta sitelerde İstiklal Mahkemelerinde Şapkayı reddedenlerin asılması olarak gösterilmektedir ve bu resimlerle binlerce gencin aklını yıkamaktadırlar,

gerçekte bu resim;
Balkan Savaşlarında Bulgar komitacıların Türk soydaşlarımızı idam ettiği resimdir...
Paylaşarak herkesin gerçekleri bilmesini sağlayalım...

21 Şubat 2014 Cuma

Şehitlerin Serdarı, şehit piyade komando binbaşı Zafer Kılıç

ŞEHITLERIN serdarı, şehit piyade komando binbaşı Zafer Kılıç (18 mart 1970 elazığ - 23 şubat 2008 kuzey ırak), Roket mermisi karnına saplanmış, buna rağmen birliklerine sevk emri verdikten yarım saat sonra şehit olmuştur. Kabri Ankara Cebeci Şehitliği'ndedir. Mekanı cennet olsun...





şehitlerin serdarı binbaşı zafer kılıç 18 mart 1970 (çanakkale şehitleri günü) tarihinde elazığ’da doğdu. ilkokulu elazığ’ın dumlupınar ilkokulunda tamamladıktan sonra elazığ anadolu lisesi sınavını kazandı. anadolu lisesi 2.dönem mezunlarındandır. elazığ anadolu lisesi orta kısmını bitirdikten sonra, askeri lise sınavlarını kazanarak istanbul’a kuleli askeri lisesine kaydoldu. spora olan ilgisi burada daha da arttı. derslerinden arta kalan zamanlarını genellikle sporla geçirirdi. bu dönemde başladığı judo sporunda çeşitli madalyalar kazandı. eğitim yaşamında sporun dışında diğer önem verdiği konuların başında ingilizce geliyordu.

askeri liseyi bitirdikten sonra kara harp okulunu okumak üzere ankara’ya geldi. harp okulunda askerlik konusundaki düşünceleri de netleşiyordu. kesinlikle masabaşı bir görev istemiyordu. aktif, sporcu, hareketli, gözüpek, cesur, doğru bildiğinden asla şaşmayan, şahsına zararı dahi olsa her zaman adil davranan, haksızlık karşısında, askerliğin gereğini askeri zora sokacak şekilde yerine getirmeyenler karşısında zaman zaman agresif olabilen, ama hiçbir zaman ölçü dışında göremeyeceğiniz, soğukkanlı, hayatı, zorlukları olduğu gibi kabullenen ama asla pes etmeyen ve gereği neyse yerine getirmekten bir an tereddüt etmeyen, dar kalıplar içinde düşünmenin ötesinde vizyon sahibi bir vatansever, bayrak sevdalısı ve herkesin takdir ettiği kişiliğiyle; komando olmayı kendine daha yakın görüyordu.

bu dönemde paraşüt atlayışlarına da başlamıştı. harp okulunu 1992 yılında bitirdiğinde gerek duruşuyla, gerek kişiliği, fiziksel özellikleri, donanımı ile tam bir türk subayi idi. pınarhisar/kırklareli’nde stajını tamamladıktan sonra 1993 yılında özel kuvvetler komutanlığı seçme sınavlarını birincilikle geçerek bordo bereli oldu. kısa bir süre sonra 7 ay sürecek olan silah uzmanlığı kursu için amerika’ya gitti. amerika’dan dönüşünün haftasında dağda terörist peşinde, ateş altında, görev başında idi. deniz altında, dağ başında, havada ve her türlü zor koşul ile baş edebilecek tüm birikime sahipti. bunu askerleri, gerek astları ve gerekse komutanları ifade etmektedir. zafer binbaşı’nın bulunduğu bir ortam güvenilirdir, herhangi bir görevde binbaşı kılıç var ise görevin en başarılı bir şekilde tamamlanacağının güvenini herkes hissetmektedir.
uzunca yıllar gerek yurtiçi, gerek yurtdışı birçok özel görevde çalıştı, birçok komando yetiştirdi. genç yaşına rağmen komando camiasının önemli isimlerinden biri olmuştu. son olarak siirt 3.tugay komutanlığının da yer aldığı ve kamuoyunda güneş operasyonu olarak bilinen, kahraman türk ordusunun en keskin kış şartlarında mücadele yeteneğini dosta düşmana gösteren operasyon sırasında; sınır ötesinde 23 şubat 2008 tarihinde şehit olmuştur.

Bugüne kadar Samsun’da Atatürk’ü karşılayan grubun dört kişi olduğu biliniyordu.

SAKİNE BATURTAY Atatürk’ü 19 Mayıs 1919 ‘da Samsun iskelesinde karşılayan tek TÜRK Kadını...


Bugüne kadar Samsun’da Atatürk’ü karşılayan grubun dört kişi olduğu biliniyordu. Torbalılı Araştırmacı öğretmen Necat Çetin, bu konuda yaptığı araştırma sonucu beşinci kişinin Samsun 1896 yılı doğumlu olan, 1929 yılında Torbalı’ya yerleşen eskilerin çok iyi bildiği sıhhiyeci Abdullah Bey’in eşi Sakine Hanım olduğu ortaya çıktı.
Sakine Hanım’ın İstiklal Harbi boyunca Samsunlu kadınları örgütlediği, yün toplattığı ve kirmanlarda eğirttiği öğrenildi. Bu yünler daha sonra Sakine Hanım tarafından cephedeki askere sıcak tutması için çamaşır olarak dokunur ve denkler hâlinde cepheye gönderilirdi.

HASTANEDEN İSKELEYE KOŞTU..


O dönem Samsun’da hasta bakıcı olan Sakine Hanım’ın 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü sabahı Ata’nın Samsun’a ayak basacağını öğrenir öğrenmez Hastane’den iskeleye koştuğu öğrenildi. Atatürk’ü büyük bir heyecanla karşılayan Sakine Hanım’ın tekrar hastaneye döndüğü biliniyor.
Necat Çetin’in verdiği bilgiye göre Elektrik Mühendisi Orhan Baturay’ın annesi olan Sakine Hanım Samsun’da Sıhhiye Çavuşu Abdullah Bey ile evlenir. Abdullah Bey’in Sıtma Savaş memuru olarak Torbalı’ya atanması üzerine 1929 yılından vefatı olan 1974 yılına kadar Torbalı’da yaşar. Bu konuda yaptığı araştırmayı Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin düzenlediği “Milli Mücadele ve Samsun” sempozyumunda da bildiri olarak sunan Necat Çetin, “O gün için önemsiz görülen, ancak bu gün için çok önemli bir ayrıntı olan konunun açığa çıkması bizler için büyük önem taşımaktadır” dedi. Torbalı ve Bayındır ilçesinde yaptığı yerel tarih araştırmaları ile tanınan Necat Çetin Orhan Bey ile Torbalı parkında bir sohbet sırasında konuyu öğrendiğini, etraftan da araştırınca Sakine Hanım’ın tüm ömrü boyunca “Ben Atatürk’ü Samsun iskelesinde karşılayan tek kadındım” diye gururla anlattığını ifade etti.

PKK ve KCK'lılara yeniden yargılama yolunu açmak, "Bu onların affedilmesi demektir. Bunun ismi, örtülü bir aftır



MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Özel Yetkili Mahkemeleri(ÖYM) kaldırmanın, tüm PKK ve KCK'lılara yeniden yargılama yolunu açmak anlamına geleceğine dikkati çekerek, "Bu onların affedilmesi demektir. Bunun ismi, örtülü bir aftır." dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılmasını da öngören Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinin görüşmeleri tamamlandı. Kanun Teklifi, yapılan 14 saati aşkın görüşmelerin ardından sistem üzerine açık oylama ile kabul edildi.
Önerge üzerinde söz alan MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, hâkim ve savcılara üç yıl önce getirilen dokunulmazlıkların kaldırılması için neyin değiştiğini sordu. "17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yapan ve bundan sonra da yapmaya kalkışacak olan savcı ve hâkimlere göz dağı vermeye ve onları korkutmaya mı çalışıyorsunuz şimdi?" diyen Türkkan, Başbakanın 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturma sürecine kadar özel yetkili mahkemeleri hararetle savunduğunu ve "Bu mahkemelerin savcısıyım." diye meydan meydan dolaştığını hatırlattı.

Halkın park olacak diye beklediği yeşil alan, 19 trilyona İpek Mobilya'ya gitti.

Halkın park olacak diye beklediği yeşil alan, 19 trilyona İpek Mobilya'ya gitti.

Mülkiyeti Büyükşehir Belediyesi'ne ait Kocasinan Kavakyazısı Mahallesi 2. mıntıka 2888 ada, 4 parseldeki 10 bin 734 metrekare yüz ölçümlü ticaret+konut alanı arsası yapılan ihale sonucu 19 milyon liraya satıldı.

AZERBAYCAN HOCALI VE VAN ZEVE ŞEHİTLERİ...


Uluslar arası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Doğu Anadolu ve Van Bölge Temsilcisi İrfan Ermiş, Van Zeve şehitleri anısına mevlit okutacaklarını belirtti.ASİMDER Van Bölge Temsilcisi İrfan Ermiş, Azerbaycan Hocaali’de Ermeni askerleri tarafından katledilenlerin yıldönümünü anmak amacıyla soykırımı gösterir fotoğraf sergisi açacaklarını ifade ederek, “Van Zeve şehitleri anısına da mevlit verilecek olan programda, ayrıca Van’ın tanınmış isimlerinden Kinyas Kartal’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş döneminde Ermeni çetelerine karşı bölgede yaşayan Azerbaycan Türkleriyle beraber mücadele verdiğini içeren ‘Erivan’dan Van’a Hatıratım’ isimli kitabı da dağıtılacak” dedi.
Ermiş, programa Azerbaycan Beynelxalk Diaspor Merkezi (BDM) Genel Başkanı İsmail Ağayev ile Nahçıvan ve Türkiye ASİMDER temsilcilerinin katılacağını sözlerine ekledi.

ULUSLARARASI ASILSIZ ERMENİ İDDİALARIYLA MÜCADELE DERNEĞİ ASİM-DER VE AZERBAYCAN BEYNELXALK DİASPOR MERKEZİ BDM 24 ŞUBAT 2014 PAZARTESİ GÜNÜ VAN DA ÖĞLEN NAMAZINDAN SONRA AZERBAYCAN HOCALI VE VAN ZEVE ŞEHİTLERİ İÇİN MEVLİT OKUNACAK VE VAN VALİLİĞİ BAHÇESİNDE SOYKIRIM FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILACAKTIR.. TÜM VAN HALKI VE ÇEVRE İLLER DAVETLİDİR

YALAN MAKİNESİNE DÖNÜŞEN ERMENİ DİASPORASI

TÜRKLERE KATLİAMCI DİYEREK TÜM DÜNYA ÜLKE PERLAMENTOLARINI KANDIRAN YALAN MAKİNESİNE DÖNÜŞEN ERMENİ DİASPORASI BİZ SOYKIRIMCI İSEK BU KADAR ERMENİ VAKIFI, OKULU, DERNEĞİ TÜRKİYEDE NE YAPIYOR...ERMENİSTANDA BİR TANE TÜRK DERNEĞİ GÖSTERİN. 


Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Başkanı Göksel Gülbey, “Geçmişte ülkemizde yaşanan Ermeni isyanlarının Ermeni vakıfları tarafından yapıldığına inanıyoruz. Bu nedenle günümüzde Türkiye’de 57 Ermeni vakfının olması bizleri endişelendiriyor” dedi

İSTANBUL ERMENİ PATRİKLİĞİNE BAĞLI KİLİSELER, VAKIFLAR, OKULLAR, GAZETELER,

1- BÖLGE-ESKİ İSTANBUL:

1- Surp Asdvadzadzin Patriklik Kilisesi:
Şaraplen Sokak No: 3, 34480 Kumkapı/İstanbul
Tel: (0212) 5162517, Fax: (0212) 5172614
2- Surp Kevork Ermeni Kilisesi Sahakyan Nunyan Mektebi ve Mezarlığı Vakfı:
Marmara Caddesi No: 79, 34310 K.M.Paşa-Fatih/İstanbul
Tel: (0212) 5850193
3- Surp Hagop Ermeni Kilisesi:
Kırımlı Aziz Sokak No:16, Altımermer/İstanbul
Tel: (0212) 5883417-
4- Surp Sarkis Anıt Mezar Şapeli:
Silivrikapı Yolu No:8, Balıklı/İstanbul
Tel: (0212) 5826600-
5- Surp Harutyun Ermeni Kilisesi ve Mektebi Vakfı:
Çakmak Taşı Sokak No:35, 34490 Kumkapı-Eminönü/İstanbul
Tel: (0212) 5172301-
6- Surp Hovannes Ermeni Kilisesi Vakfı:
Sarayiçi Sokak No:7, 34490 Gedikpaşa-Eminönü/İstanbul
Tel: (0212) 5178078-
7- Surp Tateospartoğomeos Ermeni Kilisesi Vakfı:
Alboyacılar Sokak No: 57, 34300 Yenikapı-Fatih/İstanbul
Tel: (0212) 5300695-
8- Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi Vakfı:
Kenedy Caddesi No: 150, 34310 Narlıkapı-K.M.Paşa-Fatih/İstanbul
Tel: (0212) 5859341, (0212) 5858867-
9- Surp Nigoğayos Ermeni Kilisesi:
Posta Yolu Caddesi No: 159, 34270 Topkapı/İstanbul
Tel: (0212) 5236582-
10- Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi Vakfı:
Ermeni Hastanesi Zakirbaşı Sokak No: 32, 34760 Yedikule-Zetinburnu/İstanbul
Tel: (0212) 5825050-
11- Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi Vakfı:
Ebuzziya Caddesi No:34, 34710 Bakırköy/İstanbul
Tel: (0212) 5716575-

2- BÖLGE- BOĞAZ’IN AVRUPA YAKASI:

MAHSUSA ACIKLAMASIDIR, CAN DOSTLAR, KARDESLERIN BILGILERINE ARZ OLUNUR.

TUM SAMIMIYETIMIZLE, TUM KALBIMIZLE SOYLEYELIM; VATAN HAINLERI NEFES ALIRKEN NEFES ALMAK, YARINA CIKMAK, GUNESI GORMEK GIBI BIR BEKLENTIMIZ YOKTUR.


MAHSUSA ACIKLAMASIDIR, CAN DOSTLAR, KARDESLERIN BILGILERINE ARZ OLUNUR.
"FACEBOOK HESABIMDAKI TUM DEMOKRATIK..." DIYE BASLAYAN BIR ACIKLAMAYI ASLA YAPMAYACAGIMIZI, ASLA BOYLE BIR SEY YAYINLAMAYACAGIMIZI MERAK EDEN SORAN, ARKADAS VE DOSTLARIMIZA BILDIRIRIZ.
YARIN EVINE NASIL DONECEGINI DUSUNEN, AKSAM SOFRASINA 2 EKMEK GOTURMENIN DERDINDE, HAYAT MUCADELESI YUZUNDEN SADECE TEPKILERINI, ENDISELERINI ...BELIRTEN, PROTESTOSUNU YAPAN, SEREFSIZ VATAN HAINLERININ HALKI KORKUTMAK SINDIRMEK ADINA CIKARTTIKLARI BU YASA SONRASI ENDISELENEN, MAHKEMEDEN, CEZA ALMAKTAN, BASINA IS GELMESINDEN KORKAN HERKESI GAYET IYI ANLIYORUZ. HAKTA VERIYORUZ. HALKIN ON SAFTA OLUP, KAHPELERIN ILK HEDEFI OLMASINA, TELEF EDILMESINE, HARCANMASINA HER ZAMAN KARSI DURDUK, DURMAYADA DEVAM EDECEGIZ. ON SAFLAR DAIMA VATANIN HAS EVLATLARININDIR. BIZLER OLUP GITTIGIMIZDE SAFIMIZI DOLDURACAK OLANLAR, USUTMUZE BASIP SANCAGI YERE DUSURMEYECEK OLAN TURK HALKIDIR, TURK MILLETIDIR.
TUM SAMIMIYETIMIZLE, TUM KALBIMIZLE SOYLEYELIM; VATAN HAINLERI NEFES ALIRKEN NEFES ALMAK, YARINA CIKMAK, GUNESI GORMEK GIBI BIR BEKLENTIMIZ YOKTUR.
HER TURLU IHANET VE KAHPELIGI BITIRENE, ISTIKLAL GUNESI VATAN TOPRAGINA DOGANA, SON VATAN HAINI KOPEGI GEBERTENE KADAR SAVASMAYA YEMIN VERMIS AND ICMIS. SONUNDA KI OLUMU BASTAN KABULLENMIS, VALLAHU GALIBUN ALA EMRIHI DIYEREK YOLA CIKAN BIZLERIN BASIMIZA IS GELMESI, MAHKEME, YARGILANMA, VATAN HAINI DAMGASI YEMEK GIBI BIR ENDISESI KORKUSU YOKTUR.
2003 BELGESINI 2007 YAZILIMIYLA YAZIP, DUZMECE DELILLER DUZEN KENDINE EMNIYET MENSUBU DIYEN KANSIZLARIN, VATAN SATANLARDAN, HACLI DUACILARINDAN TAKKELI SEYTANLARDAN EMIR ALIP HAS EVLATLARA OPERASYON YAPAN KENDILERINE MIT DIYEN TOPACLARIN, KAFASINA SIKTIGIMIZ VATAN HAINLERININ SOZLERIYLE SUBAYLARIMI HAPSEDEN, SATILMIS, KAHPE NEMRUT SAVCI VE HAKIMLERIN BIZE DOKUNMALARINDAN ZERRE ENDISEMIZ KORKUMUZ YOKTUR.
HESAP GUNU GELDIYSE, HESAP SORULAN DEGIL HESAP SORANIZ. SAFIMIZA, DURUSUMUZDA BELLIDIR. GAYEMIZ KADIM TURK DEVLETININ ASIL MILLETININ DAIM BAKI VE OZGUR YASAMASIDIR. VATAN HAINLERININ YOK EDILMESI, 115 YILLIK IHANETIN BITRIRILMESIDIR. TURKUN KANLA YAZILMIS SANCAGININ EBEDI DALGALANAMSIDIR. BU UGURDA YAPTIGIMIZ, SOYLEDIGIMIZ HERSEYIN HESABINI ONCE ALLAHA SONRA TURK MILLETINE VERIRIZ. BU UGURDA OLMEYI BASIMIZLA, CANIMIZLA SEREF SAYARIZ. OLACAKSA SON SOZUMUZ, YA ISTIKLAL YA OLUMDUR. SAYGILARIMIZLA ARZ EDERIZ. TESKILATI MAHSUSA GRUBU.
Yeni İnternet Yasası Onaylandı! Yapmamanız Gerekenler Şunlar
tehlike Yeni internet yasası 18 Şubat tarihiyle onaylandı.

20 Şubat 2014 Perşembe

DOMBRA DEGIL, Asil Yasanan İhanetin Dayanılmaz Hafifliği

Gundemi Mesgul eden DOMBRA yi Caldilar, Hengamesinin Arasinda KIBRIS'i DUSMANA TESLIM ETMEK isteyen IHANET HUKUMETININ IHANETLERI UNUTTURULUYOR.!


Vatan Satmayi Ibadet Bilen bu Kahpeligin SInirlarindaki IHANET HUKUMETI EN YAKIN ZAMANDA BUNUN HESABINIMUTLAKA VERECEKTIR. 
24 Haziran 2009 da baslayan ve 26 Haziran'da Avrupa Konseyi Parlementerler Meclisinde imzalanan bir karar tasarisina göre;
Türkiye'mizin;
* Güneydogu'su Kürdistanmis,
* Türk Ordusu Güneydogu'da Isgalciymis,
* Bizler (Türk Ordusu) orada Kürtleri katlediyormusuz, 
* Kibris'da Türk Askeri isgal kuvvetiymis,
* Asker Fasistmis,
* Ülkemizde Azinliklar sorunu varmis,

ve bu tasarinin altina kendileri “Yeminli Türk Düsmani” olarak adlandirilan;
1. David Herütanyan,
2. Rafi Povenesyan,
3. Armen GUSTAVYAN isimli 3 Ermeni,
4. Andros Kipriyanu denen Kibris Rumu ile,

Dikkat Edin; Türkiye'nin Iktidar Partisi Tarafindan Hakkimizin Savunulmasi Için Atanan Temsilci Ve Ayni Zamanda Türk Grup Baskani Akp Milletvekili; MEVLUT ÇAVUSOGLU Imzalamistir.

IMZALAMAYANLAR ISE ;
ABBASOF isimli Azeri Milletvekili ve Prof.Dr.Hakki KESKIN isimli Alman Milletvekilidir.

AYRICA ;
TÜRKIYE CUMHURIYETINE AIT EGE ADALARININ RUM ISIMLERI ILE KULLANILMASINA IMZA ATAN TÜRK MILLETVEKILLERI:
* Mevlüt ÇAVUSOGLU - AKP Antalya Milletvekili
* Ruhi AÇIKGÖZ - AKP Aksaray Miiletvekili
* Lokman AYVA - AKP Istanbul Milletvekili
* Mesude Nursuna MEMECAN - AKP Istanbul Milletvekili
* Özlem Piltanoglu TÜRKÖNE - AKP Istanbul Milletvekili
* Mehmet Sayim TEKELIOGLU - AKP Izmir Milletvekili
* Mustafa ÜNAL - AKP Karabük Milletvekili
* Erol Aslan CEBECI - AKP Sakarya Milletvekili

IMZALAMAYANLAR ISE ;
* Yildirim Tugrul TÜRKES - MHP Ankara Milletvekili
* Ertugrul KUMCUOGLU - MHP Aydin Milletvekili
* Vildan KELES - CHP Istanbul Milletvekili
* Haluk KOÇ - CHP Samsun Milletvekili

18 Şubat 2014 Salı

PUSLU VADI BLOGUN DESTEK AMACLI OZEL KAMPANYASIDIR. ..



PUSLU VADI BLOGUN OZEL KAMPANYASIDIR. 
Mahsusa Vakfinin Kurulmasinda, Teskilati Mahsusa Grubuna Destek Olmak Amaciyla Duzenledigimiz Bir Kampanyadir. 
Adet SINIRLI olup siparislerin Verilmesi, soru ve oneriler, 
"Pusluvadihaber@gmail.com" adresinden alinip takip edilecektir.
Odeme yapilan hesap bilgilerini, ELDE EDILEN GELIRI, Yapilan Yardimlari, Satin alan herkesin gormesi icin ayrica YAYINLAYACAGIZ.  Urunlerle Ilgili Teknik Detaylar Asagia Belirtilmistir. Saygilarimizla. Puslu Vadi Blog Ekibi.
Elektro Şok Cihazı Iphone 4 Telefon Görünümlü
Savunma amaçlı en rahat kullanabileceğiniz cihazdır.

PLAJDA, TATİLDE, YOLDA her yerde SÜREKLİ YANINIZDA SAVUNMA AMAÇLI TAŞIYABİLECEĞİNİZ CİHAZ.... (AYNI ZAMANDA ELFENERİ olarakta kullanabilirsiniz.iphone Şeklinde Şok Aleti taşıdığınız belli olmaz.)
 Pile ihtiyaç olmadan şehir ceyranı ile şarz edebileceğiniz elektroşok savunma cihazı. Şarjı uzun süre gider. Çantanızda, aracınızın torpido gözünde, işyerinizde, cebinizde.

Iphone Cep Telefonu gibi gözüküyor ama aslında yüksek geriliminde elektrik verebilen böylece saldırganı etkisiz hale getiren bir elektroşok cihazıdır.(Aynı zamanda gerçek bir ledli fenerdir.)
Neden Elektroşok Kullanmalıyım?
Günümüzde şiddet eğilimli olaylar gün geçtikçe artmaktadır ,herhangi bir şiddet olayına (kapkaç,hırsızlık,yaralama vb..) karşı kendinizi savunmak için bile olsa kullanacağınız kesici veya ateşli silah ile karşı tarafa zarar verdiğinizde yasal olarak sizi yasalarla karşı karşıya getirir ve suçlu olmanıza dahi sebebiyet verir .

17 Şubat 2014 Pazartesi

ELLERINIZE YUREGINIZE SAGLIK , YOK EDILEN DUMANI USTUNDE VATAN HAINI ITLERE AIT SITELER....


1923 Turk Grup Gozbebegimizdir, Reklama ihtiyac duymazlar sadece GEREKENI YAPARLAR. 2 MILYONDAN FAZLA vatan Haini site 1923 TURK GRUP tarafndan IMHA EDILIP KAPATILMIS, Her Saniye Inlerine C4 birakilmaktadir.

PKK BIR TEROR ORGUTUDUR. 
''PKK TERORUNE DESTEK VEREN HERKES HEDEFIMIZDE'DIR.''
Vatan istediler. Bizim değil ki dedik. 
Vatanı sahipsiz sandılar, Biz, bu vatan sahipsiz demedik, Biz, bu vatanın emanetcisiyiz demek istedik....! 
Vatan istediler. Şimdimi dedik... Pazarlık yapıyoruz sandılar, Biz, pazarlık yapalım demedik, Ecelinize bu kadar erkenmi susadınız demek istedik...!
Vatan istediler.. Alın dedik.. Bizi kendileri gibi dönek sandılar.. Biz alında sizin olsun demedik, Alabiliyorsanız alında görelim demek istedik.....! 
Vatan istediler. Vatan verilirmi dedik, Bizi vatansız sandılar, Biz size bu vatan yalnızca bizim demedik, 
Bu vatan Türküm diyen herkezin vatanıdır demek istedik...! Ama siz anlamadınız.......
'Mevzu-u Bahis Vatansa Gerisi Teferruattir.'
1923Turk Grup,Tugay tarafindan...
ELLERINIZE YUREGINIZE SAGLIK , YOK EDILEN DUMANI USTUNDE VATAN HAINI ITLERE AIT SITELER....
1923Turk Grup,Tugay tarafindan...
http://www.1923turk.com/
http://www.zone-h.org/mirror/id/18276251
kurdish.ru

15 Şubat 2014 Cumartesi

Türkiye 2004 yılında başlayan bu fiili işgallere göz mü yumdu?

Venedik Kayalıkları ile birlikte Türkiye'ye ait 16 adaya Yunan bayrağı mı çekildi? Türkiye 2004 yılında başlayan bu fiili işgallere göz mü yumdu? 


Bu bomba iddiaları dile getiren Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım... İzmir ili sınırları içinde yer alan Venedik Kayalıklarının Yunan işgali altında olduğunu söylüyor. 

YUNAN BAYRAĞI ÇEKİLDİ 
1923 Lozan Barış Andlaşması ile Yunanistan’a, Doğu Ege Denizi’nde, Taşoz, Semadirek, Limni, Bozbaba, Midilli, İpsara, Sakız, Sisam ve Ahikerya Adaları olmak üzere toplam 9 ada verildi. Andlaşma ile Yunanistan’a, hiçbir kayalık verilmedi. Venedik Kayalıkları, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altında kaldı. Yunanistan, kayalıklara deniz feneri ve bazı tesisler inşa etmiş. Deniz fenerinin beyaz renkli kaidesinin üzerinde, Yunan bayrağı var."

STRATEJİK ÖNEMDE

Albay'ın verdiği bilgilere göre Venedik Kayalıkları İzmir ilimizin batısında ve Ege Denizi’nin tam ortasında bulunan stratejik öneme haiz bir yer. 

YUNAN VE TÜRK VALİSİ VAR

Emekli Albay'ın ses getirecek iddiaları bununla sınırlı değil. Yaptığı açıklamada bu kayalıklar gibi Ege'deki bir çok adacığın Yunanlılar tarafından ele geçirildiğini öne sürüyor. 

Yaptığı açıklamadaki iddiaları şöyle;

“Aydın ilimizin sınırları içinde bulunan Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizçik ve Bulamaç Adaları da Yunan işgali altında. 2009-2011 yılları arasında Aydın Valisi olarak görev yapan Hüseyin Avni Coş, Eşek ve Bulamaç Adaları’na gitmek istedi ancak Yunan işgali altında olduğu için adalara gidemedi. Aydın ilimizin sınırları içinde, biri Türk bayrağı, diğeri Yunan bayrağı olmak üzere iki bayrak dalgalanıyor. Aydın, biri Türk diğeri Yunan olmak üzere iki Vali ve iki Belediye Başkanı tarafından yönetiliyor.

MUĞLA'NIN ADALARI DA YUNANLILARDA

*Muğla ilimizin sınırları içinde bulunan Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba ve Ardacık Adaları da Yunan işgali altında. 

*Girit Adası’nın etrafında, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi Adaları Yunan işgali altında. Adalarımızda Yunan bayrağı dalgalanıyor ancak Türk bayrağı dalgalanmıyor.

2004 YILINDA FİİLİ İŞGAL OLDU

Ümit Yalım'ın iddiasına göre Yunanlılar bu noktaları 2004 yılından itibaren fiili olarak işgal ettiler. Türkiye ise olup bitenlere karşı sessiz kaldı ve NOTA dahi vermedi. 

Emekli albay Yalım açıklamasında "Bütün bu olup bitenler, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait 16 adanın ve Venedik Kayalıkları’nın, Yunanistan’a alenen verildiğinin bir göstergesidir.” diyor. 

Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası vardır ki;


1930 Yılı’nın Temmuz ayında, Ankara Halk Evi’nde toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi’nin son günlerinde, Darülfünun profesörleri, liselerin, orta mekteplerin hocaları bu kongreye davet edilmişlerdi. 

Toplantı bir hafta sürmüştü. Kongreye katılan davetliler yeni tezler, fikirler ve müşahedelere dayanarak ortaya çıkmışlar, birçok kitap ve kaynak meydana koymuşlardı. Bu kongrede Avram Galanti, Samih Rıfat, Raşit Galip, Zeki Velidi ve Sadri Maksudi arasında hayli tartışmalar olmuş, birçok hakikatler meydana çıkmıştı. Atatürk’ün etrafını sarmış olan hocalar gelişi güzel sorularla Atatürk’ü adeta bir baskı altına almış bulunuyorlardı.
Muallimlerden biri Atatürk’e:
-“Paşam! Birçok Avrupalı muharrirler yazdıkları eserlerinde sizi diktatör diye vasıflandırıyorlar. Buna ne buyurursunuz?” diye bir soru sormuştu.
Atatürk bu suale gayet soğukkanlılıkla ve gülerek şu cevabı verdi;

-“Ben diktatör değilim ve heveslisi de olmadım. Benim diktatör olmadığıma şuradan hüküm veriniz, eğer ben diktatör olsaydım, siz bana bu suali soramazdınız!” diye zarif ve çok makul bir cevap vermişlerdi.
Başka bir muallim de şöyle bir soru sormuştu:
-“Paşam! Din lüzumlu bir şey midir? Hilafetin kaldırılması iyi mi olmuştur?”
Atatürk bu soruya gayet sakin bir tavırla hemen şu cevabı vermişti:
-“Evet, din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası vardır ki; din, Allah ile kul arasındaki kutsal bir bağlılıktır. Softaların din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler menfur kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete müsaade etmiyoruz. Bu gibi din ticareti yapan kimseler, saf ve masum halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin asıl mücadele edeceğimiz ve ettiğimiz, bu kimselerdir.”

Hilafete gelince;
“İşin garibi bazı arkadaşlardan bilhassa hariçten bana hilafet teklifi vaki olmuştur. “Siz halife olunuz.” demişlerdi. Ben bu teklife daima gülerek cevap verdim. Hilafet lüzumsuz ve hatta zararlı bir müessese haline gelmişti. Bundan beklenilen gaye tahakkuk etmemiştir. Birinci Cihan Harbi’nde gördük; Müslümanlar halife ordusuna karşı harp ettiler! Suriye’de arkadan vuranlar olmuştur. Bunlar halifeye bağlı Türk askerlerini şehit etmişlerdir. Hilafet faydalı halini muhafaza etmiş olsaydı, Müslüman âleminin buna uygun hareket etmeleri icap ederdi.
Dinle hilafeti birbirinden ayırt etmek lazımdır. Birincisi ne kadar faydalı ise, ikincisi o kadar lüzumsuz bir hal almıştır. Hilafeti lağvettiğimiz günden bugüne kadar kimsenin buna sahip çıkmaması, Müslüman dünyasının halifesiz de yürüyeceğine ve yürümekte olduğuna en güzel misal değil midir?” 

Türk mayasına Arap-Kürt saldırısı ve İngiliz emperyalizmi

İngilizler, Vahhabîlik ve Kürt Nakşîliğinin Türklüğe karşı gizli ittifakı


İngilizler, Vahhabîlik ve Kürt Nakşîliğinin Türklüğe karşı gizli ittifakı
Osmanlı-Türk toplumunda dinsel doku

Osmanlı-Türk toplumu günümüzde genellikle, Şeriatçılar tarafından idare edilen bir Şeriat toplumu sanılır. İşin ilginç yanı bu yanlış, hem Şeriatçılar hem de Şeriat karşıtı laikler arasında tartışmasız kabul görür. Oysa Osmanlı Devleti hiçbir zaman Şeriatla yönetilmemiştir....

Osmanlı’nın Şeriatçılığının kanıtı olarak öne sürülen Şeyhülislamlık kurumu devlette ancak bugünkü Diyanet İşleri kadar etkiliydi. Halifelik, Yavuz döneminde bir unvan olarak alınmış ama II. Abdülhamit’e kadar kullanılmamıştı. II. Abdülhamit bile bugünkü Şeriatçılara göre oldukça laik bir yönetici sayılabilir. Bu önemli bir devlet ve teokrasi tartışmasıdır. 1960’lı yıllarda Niyazi Berkes tarafından çözüme kavuşturulmuştur.
Osmanlı Şeriat toplumudur diyenlerin diğer kanıtı ise Osmanlı-Türk toplumsal yapısındaki tarikatların konumudur. Fakat burada da yukarıda bahsettiğimiz kadar ciddi bir yanılgı vardır. Tarikatlar toplumda gerçekten etkindi ama bugünkü şekilleriyle ve duruşlarıyla bir benzerlikleri yoktu. Bugünkü anlamıyla Şeriatçı ya da İslamcı değillerdi. Aksine Şeriatçı hareket bunların tasavvuf anlayışını da hedef tahtasına koyarak ortaya çıkmıştı.
Şeriatçılığın iki kaynağı olan Arap Vahhabîliği ile Kürt Nakşîliğinin saldırı noktaları temelde aynıydı. Yalnız Vahhabîler cepheden saldırırken, Kürt Nakşîleri içerden bir sızma operasyonuyla yol almışlardır.
Türk tasavvufunun temeli bilindiği gibi kaynağını Hoca Ahmed Yesevî’den alan Türkistan okuludur. Bu işin mayası burada çalınmıştır. Hacı Bektaşî Velî, Mevlana ve Yunus Emre bu mayanın en önemli temsilcileridir. Türkler arasında yayılan Arap ya da İran kökenli tasavvuf akımları bile bu mayanın etkisiyle farklı şekillere bürünmüş, Türk’e özgü haller almışlardır. Hatta Araplar arasında kâfir ilan edilen İbni Arabî gibi vahdet-i vücud akımının en önemli temsilcisi bile gelip Selçuklu Devleti’ne sığınmıştı. Takipçileri ise Osmanlı Devleti tarafından korunmuş ve saygı görmüştü. Dolayısıyla İbni Arabî bile gerçekte köken olarak Arap ise de yaşam bulduğu atmosfer açısından Türk’tür.